Şeker Hastalarında Bal

Nasıl bir otomobili harekete sevkeden bir motor varsa; vücut makinesini de yıllarca bir saniye durup dinlenmeden sevk ve idare eden bir motor, yani kalp vardır. Kalp her atışta takriben 8.5 gram kanı "aort" denilen büyük damara iter. Kalbin bu faaliyeti o kadar muazzamdır ki; bir insan kalbinin, bir ömür boyunca devrettiği kanı dört büyük şilep bir araya gelse yine de taşıyamazlar.
Kan, gıda ve oksijen yüklü olarak vücuttaki milyonlarca hücrenin günlük faaliyet ve hayatiyetini temin eder. Kalp de dahil olduğu halde vücuttaki bütün adaleler ise şekerle çalışır. Fakat, bu faaliyeti sağlayan çay şekeri gibi suni şekerle, bal denilen tabii şekerli besin arasında vücuda faydalı olması bakımından büyük farklar vardır.
Kandaki mevcut şeker miktarı takriben, bir çay kaşığını dolduracak kadardır. Şayet bu miktar biraz azalarak yarım kaşığa inerse; şuursuzluk başlar. Yahut uzunca bir süre bir çay kaşığından daha fazla bir miktara yükselirse o zaman da bildiğimiz şeker hastalığı meydana gelir.
Bünyenin istek ve ihtiyacına göre, şeker, ince barsak cidarlarında emilmeye hazır durumdadır. Glikoz içermeyen hakiki, katkısız, şeker katılmamış doğal Bal yediğimiz zaman, kana süratle karıştığı halde, içerisindeki doğal şeker ise yavaş yavaş kana karışır. Bu suretle, kandaki şeker azar azar, vücut ihtiyacına göre harcanarak, şeker miktarı daima normal seviyede tutulmuş olur. Bu yüzden, Hakiki balın, çay şekerine olan üstünlüğü tartışılmaz ölçüde kesindir ve kıyas edilemez.

Ancak unutulmaması gereken önemli durum ise yukarıda bahsedilen BAL; KATKISIZ, SAF, HAKİKİ, ŞEKER KATKISI OLMAYAN, NATUREL BAL OLMASIDIR. Bunu da en iyi sağlayan HAKİKİ KARAKOVAN BALIDIR.
Sonuç olarak; Şeker hastaları, günde en fazla 4 tatlı kaşığı yemek suretiyle Hakiki Karakovan kullanabilirler.